TechRadar yazarı Mark Gill'e göre geçiş anahtarları, uzaktan saldırılara ve kimlik avına karşı parolalardan daha güçlü koruma sağlıyor. Ancak cihazlara erişim ve platform bağımlılığı konusunda yeni kaygılar doğuruyor.
Geçiş anahtarları bir açık ve bir özel anahtardan oluşan kriptografik bir çift kullanıyor: Açık anahtar web sitesinin sunucularında, özel anahtar ise kullanıcının cihazında tutuluyor. Oturum açarken cihaz, özel anahtarı iletmeden kullanıcının kimliğini doğruluyor. Girilecek bir parola olmadığından saldırganlar, parola sahteciliğinde kullanılan sahte bir giriş sayfası üzerinden parolayı alışılmış biçimde çalamıyor.
Çoğu geçiş anahtarının kilidini açmak için telefonda veya bilgisayarda parmak izi, yüz taraması ya da PIN ile kimlik doğrulaması gerekiyor. Makaleye göre biyometrik taramalar cihazdan ayrılmıyor; özel anahtarı tutan güvenli bir çipin kilidini açıyor. Apple, Google ve Microsoft biyometrik şablonu görmüyor.
Cihaza fiziksel erişim yine de risk oluşturuyor. Gill, bir kişinin kullanıcının kilidi açık cihazına ve ekran kilidi PIN'ine erişmesi hâlinde geçiş anahtarıyla korunan hesaplara ulaşabileceğini yazıyor. Ancak çoğu cihaz her oturum açma denemesinde yeniden kimlik doğrulaması istiyor.
Geçiş anahtarları bir platforma da bağlı olabiliyor. Bu nedenle önceden dışa aktarılmadılarsa iPhone ve Android gibi ekosistemler arasında geçiş yapmak zorlaşabiliyor. Gill, cihaz güvenliği ve platform bağımlılığının hâlâ önemli olduğunu belirterek geçiş anahtarlarını parolalara kıyasla bir yükseltme olarak nitelendiriyor.
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.