Fiziksel yapay zekânın zorluğu etkileyici bir pilot uygulama ortaya koymak değil. Asıl mesele, kararların güvenliği, çalışma süresini, hizmet sunumunu ve maliyetleri etkileyebildiği değişken gerçek dünya koşullarında güvenilir biçimde çalışmak. TechRadar’dan Meagen Eisenberg, temel engelin hırs ya da bütçe değil, uygulama olduğunu aktarıyor.
BCG’nin 2026 AI Radar raporuna göre şirketler, yapay zekâ harcamalarını 2026’da gelirlerinin %0,8’inden yaklaşık %1,7’sine çıkararak iki kattan fazla artırmayı bekliyor. Ancak PwC’nin 2026 AI Performance Study araştırması, yapay zekânın ekonomik değerinin %74’ünü kuruluşların %20’sinin elde ettiğini ortaya koydu. Capgemini, robotik alanında kuruluşların %79’unun fiziksel yapay zekâyla ilgilendiğini, %27’sinin ise bu teknolojiyi kullandığını veya ölçeklendirdiğini belirledi.
Makale, kuruluşların değiştirmek istedikleri operasyonel sonucu belirleyerek başlamasını, ardından gerekli verilerin bulunup bulunmadığını ve hangi kararın ya da iş akışının iyileştirilebileceğini değerlendirmesini öneriyor. Fiziksel yapay zekâ araçlardan, ekipmanlardan, kameralardan ve sensörlerden gelen bilgileri kullanıyor; ancak parçalı ya da gecikmeli kayıtlar sistemlerin durumu yalnızca kısmen görmesine yol açabiliyor. Paylaşılan operasyonel veriler ve iş akışları, kontrollü pilot uygulamanın ötesine geçmek için temel oluşturuyor.
Değer, bir içgörü uygun bir eyleme dönüştüğünde ortaya çıkıyor. “Algıla, karar ver ve harekete geç” modelinde sistemler bilgi topluyor, bunu bağlam içinde değerlendiriyor ve bir kişiyi ya da sistemi karşılık vermeye yönlendiriyor. Örnekler arasında bakım iş akışını başlatan araç sağlığı uyarısı ve kamu ekiplerinin onarımlara öncelik vermesine yardımcı olan çukur tespiti var. Makaleye göre denetim düzeyi olası sonuçlara göre belirlenmeli; güvenliği, istihdamı ya da hizmet sunumunu önemli ölçüde etkileyebilecek kararlarda insan incelemesi bulunmalı.
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.